Hindistan’da 12 Yıl: François Bernier’in Seyahat Anıları

By tarih murekkebi

 Tarihi, coğrafyası, toplumsal yaşamı ve renkli kültürüyle Hindistan dünyanın en ilgi çekici coğrafyalarının belki de başında gelmektedir. İnsanların merakını celbeden bu coğrafya yalnızca günümüz dünyasının değil geçmişten beri bölgeyi deneyimlemek arzusuyla hareket edenlerin de odağında olagelmiştir. Bu durum kimi zaman kişisel heves, ilmi maksatlar, ticari kaygılar, dinî yayma arzusu ve askerî gayeler üzerinden tecrübe edilirken kimi zaman ise uluslararası ilişkiler kapsamında elçilik teatisi gibi resmî görevler üzerinden gerçekleşmiştir. Mezkûr sebeplerle herhangi bir bölgeyi ziyaret eden kimselerin (seyyah) tuttukları notlar (seyahatname) tarihçi açısından daima geçmişin fotoğraf makinası yahut kamerası hüviyetinde olmuştur. XVII. yüzyıl Hindistan’ı açısından bu isimlerden biri ve belki de en önemlisi Fransız hekim François Bernier olmuştur.

1620 yılında Anjou’de bulunan Joué beldesinde çiftçi bir ailenin oğlu olarak dünyaya gelen Bernier, çocukluğunu memleketinde geçirirken gençlik yıllarında Paris’e gitmiştir. 1647-1650 yılları arasında Almanya, Polonya, İsviçre ve İtalya toprakları arasında seyahatler yapan Fransız bu süre zarfında yaptığı gözlemler yüzünden iyiden iyiye seyahate merak salmaya başlamıştır. Bir yandan eğitimini de aksatmayan Bernier XVII. yüzyıl Fransa’sının önde gelen alimlerinden Pierre Gassendi’nin de aralarında olduğu önemli isimlerden dersler alarak 1652 yılında hekim olmayı başarmıştır.

Hekimliğinin ardından 1654 yılında Filistin ve Suriye’ye, 1656 yılında Mısır’a giden Bernier, burada vebaya yakalansa da hayatta kalmayı başararak Kahire’de tam iki sene kalmıştır. Kahire’nin ardından Hindistan’a gitmek amacıyla yola koyulması Bernier’in hayatının Hindistan safhasının da başlangıcına tekabül etmektedir.

Hindistan’a ulaşması sürecinde başından oldukça ilginç hikayeler geçen François için asıl hikaye ülkeye ayak basar basmaz başlamıştır. Seyyah ilk olarak iktidarın önemli isimlerinden Dârâ ile karşılaşarak doktor kimliğiyle şehzadenin kontrolüne girmiştir. Bu süre zarfında yaşanan tüm gelişmelere şahitlik etme fırsatına erişerek Hindistan ve hanedan hakkında oldukça mühim gelişmeleri kayıt altına almayı da ihmal etmemiştir.

Yaşanan iktidar mücadelesinde Evrengzîb’in kardeşlerini ve babası Şah Cihan’ı devre dışı bırakarak tahtı devralmasını müteakip yeni Hükümdarın kontrolüne giren Bernier siyasi gelişmelerden ülkenin dinine, sosyal yaşamdan askerî ve iktisadî yapıya kadar oldukça geniş ölçekte Hindistan ve Bâbürlüler hakkında bilgilerini seyahatnamesine aktarmıştır.

Bernier’i ilginç ve değerli kılan birkaç cihet vardır. İlk olarak Bernier pek çok dönem seyyahı gibi gittiği ülkede 1-2 sene kalarak ülkesine geri dönmemiş, tam 12 senelik bir doğu macerası yaşamıştır. Elbette bu durum “yerel”e yönelik tespitlerini müşahededen çok tetkik boyutuna getirmektedir. Fransız adam Farsça öğrenmiş hatta kitap tercüme edecek boyutta Farsçasını geliştirmiştir. Agâh’ım [Ağam] diye seslendiği ve himayesinde olduğu Dânişmend Han ile devamlı felsefe konuşabilmek uğruna Gassendi ve Descartes’in çalışmalarını Farsçaya tercüme ettiğini söyleyen Bernier şu ifadeleri kullanmaktadır:

“Ağam’a [Dânişmend Han] Harveus ve Pecquet’in anatomi alanındaki son keşiflerini açıklamaktan ve Farsça tercümesini yaptığım Gassendi ve Descartes’in felsefesi hakkında mukabele etmekten yorulduğumuzda (çünkü beş-altı yıl boyunca asıl işim buydu) genellikle kendine has tarzıyla argümanlar sunmaya ve masallarını anlatmaya çağrılan Panditimizden medet umuyorduk. Bunların tamamını akla gelebilecek tüm ciddiyetle ve hiç gülümsemeden aktarırdı. Ama sonunda hem hikayelerinden hem de çocukça argümanlarından iğrenir olduk.”

Farsçasına ek olarak oldukça meraklı bir kişiliğe sahip olan Bernier batı açısından büyük ölçüde gizemi haiz “doğu”nun sırlarını faş edebilmek adına sayısız girişimde bulunmuştur. Merakını gidermek uğruna kimi zaman bir devlet adamına danıştığını gördüğümüz Fransız seyyah kimi zaman bir dilenciye, bir din adamına ve bir satıcıya soru sormaktan asla çekinmemiştir.

Bernier’i muasırlarından farklılaştıran ve ilginç kılan en önemli husus ise doğu idaresine yönelik yaptığı gözlemlerdir. Özellikle idare usulü ve toprak mülkiyeti hakkında kaleme aldıkları Montesquieu’dan Marx’a kadar pek çok teorisyeni etkilemiştir. Avrupalı düşünürlerin bazıları onun yazdıklarıyla bir doğu tasavvuru inşa etmiş, elbette bu durum birtakım yanlışları da beraberinde getirmiştir. Doğu’da toprak mülkiyetinin olmaması hususunu eleştiren Fransız hekim Monsenyör Colbert’e yazdığı mektupta şu ifadeleri kullanmıştır:

“Evet Lordum, bitirirken kısaca tekrar edeyim: Toprakta özel mülkiyet hakkını ortadan kaldırırsanız, kesin ve kaçınılmaz bir sonuç olarak tiranlığı, köleliği, adaletsizliği, dilenciliği ve barbarlığı getirirsiniz. İşlenmez olan toprak zamanla çorak bir çöl haline gelir. Bu durum kralların ve milletlerin mahvına uzanan yolun önünü açacaktır. Bir kimseyi hayata bağlayan şey, yeryüzündeki devlette mükemmel ve faydalı her şeyin ana temelini oluşturan olgu, kendi endüstrisinin mahsullerini elinde muhafaza edebilme ve bunları nesline miras bırakabilme umududur. Dünyadaki farklı krallıklara göz atacak olursak zikredilen ilkenin kabul edilmesi ya da reddedilmesine göre geliştiklerini ya da gerilediklerini görürüz. Sözün özü, yeryüzünün çehresini değiştiren ve çeşitlendiren şey bu ilkenin uygulanması ya da göz ardı edilmesinden kaynaklanmaktadır.”

1664’te Keşmir’e gitmek üzere Bâbürlü Hükümdarı Evrengzîb ile birlikte yola koyulan Bernier, yolculuk esnasında bölgenin önemli şehirlerinden Lahor’a da uğramıştır. Keşmir’deki ikametinin ardından kendisi gibi bölgeye gelen ünlü seyyah Tavernier ile birlikte Bengal’e gitmek üzere yola koyulmuş, Bengal’in ardından Masulipatnam ve Gûlkünde’ye gitmiştir. Burada olduğu sırada 22 Ocak 1666’da devrik Hükümdar Şah Cihan’ın öldüğü haberini almış, o yıl Gûlkünde’de kalmış ve muhtemelen 1667 başlarında yeniden Surat’a gitmiştir. 1667 yılı Ekim ayında Şiraz’a ulaşan seyyah 1668 yılında İran’dan Chapelain’e mektup yazmıştır. Ertesi yıl ise Marsilya’ya dönerek seyahatini tamamlayan Fransız hekim Nisan 1670’de Fransa Kralı XIV. Louis’den kitabının basımıyla alakalı izin almış ardından 1685’te İngiltere’ye gitmiştir. Ömrünün sonuna kadar seyahat eden François 1688’de Paris’te hayata veda etmiştir.


Seyahatname:

-François Bernier, Travels in the Mogul Empire 1656-1668, Translated by Archibald Constable, Humphrey Milford, London, 1916.

Görsel yapay zeka ile oluşturulmuştur.

Posted In ,

Yorum bırakın